28 Mart 2013 Perşembe

Untitled

My before topics that were written in English could be wrong in terms of some literature skills. Recently, I could have logged in my blog, and read my old English writings. When I analyzed them with my proof-reading in collaboration with my new language skills, I realized that I have really developed my English as a foreign language especially in the field of writing. I hope I will be writing to you in some areas without any faults after this time, even if I would not log in more than before...


How to discuss what matters most,

Best regards..

5 Mart 2012 Pazartesi

- New/Next Generation Sequencing -

Espicially latest years, there are some  useful sequencing techniques of which are determine the order of the nucleotide bases (G,A,T,C) in nucleic acids. Although this methods and devices in this area have developed amazingly, cost of the genome sequencing is not cheap and fast enough.

Scientists, producers and espicially universities that works in this area are working hard to develop and simplify about the nucleic acids sequencing, and this studies have been named lastly years as - Next Generation Sequencing -. Because of the studies in the Sequencing, many people even start to feel so excited.

I want to give a paper link which is wrote in Turkish for you. You may read this rewiev and think about the new techniques in the field of Sequencing ;)


Good readings..

21 Şubat 2012 Salı

Biyomühendislik alanında yeni yaklaşımlar : Biyoküre

Şu an Türkiye'de -Biyomühendislik- kavramı ne yazık ki yeni yeni anlaşılmaya başlandı. Nedeni ise çok basit ! Bu alanda bölümler kurulduğundan itibaren internet ortamında çok fazla yayın, haber, içerik vb. gibi şeyler çok fazla yayınlanamadı. Sebebi ise bu alanda çalışan insan sayısının Türkiye'de çok az oluşundan kaynaklanıyor herhalde... Ama bu çözüme bir nebze de olsa bölüm arkadaşlarım tarafından bir adım atılmış durumda... biyokure.org


Bu site, tüm Türkiye'deki Biyomühendislik bölümünde okuyan ya da ilgilenen kişilerin çeşitli bilgiler, haberler, kaynaklar ve dökümanlar bulabileceği bir forum niteliğinde portal olmuştur. Ayrıca çeşitli aktiviteler hakkında bilgiler, gruplar ve bunların yanı sıra öğrencilerin staj yapabileceği yerler hakkında geniş bilgiler de bulmak mümkün. 


Daha ayrıntılı bilgi sahibi olmak isteyen ya da eğlenceli vakit geçirerek hem araştırma yapıp hem forum ortamına katılmak isteyen arkadaşların memnun olabileceği bu siteyi herkesin ziyaret etmesini öneririm.

Bu web tabanlı ortamın yapımı ve geliştirilmesi aşamasında emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür ederim.

Sevgiler...

21 Aralık 2011 Çarşamba

Türkiye'ye genetik merkezi kurulacak ...


Amerika’daki Yale Üniversitesinde çalışmalarını sürdüren ve bugüne kadar genetik üzerine çığır açan birçok keşfi bulunan Türk bilim adamı Prof. Dr. Murat Günel, Türkiye’de genetik merkezi kurulması için çalışmalarını sürdürüyor.
Yale Üniversitesi Beyin Cerrahisi Anabilim Dalı Beyin Damar Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı ve Nörogenetik (Sinir bilimleri genetiği) ve Beyin Tümor Programı Başkanı Prof. Dr. Murat Günel, Çapa Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra 1990’da Amerika’ya gittiğini belirterek, "Orada beyin cerrahisi uzmanlığı yaparken aynı zamanda genetik çalışmalarıma da başladım. En önemlisi son zamanlarda özellikle nanoteknolojide olan gelişmeler sayesinde bu genetik çalışmalar gerçekten adeta devrim şeklinde ilerledi. Şöyle bir örnek vereyim; bu genetik çalışmaların en önemlisi, insanın genetik şifresini oluşturan DNA denilen yapının okunması" dedi.
Günel, "İnsanın genetik yapısı gerçekten çok karışık. Genetik yapıyı bir alfabe olarak düşünürsek 3 milyar harf var ve her harfin biri anneden biri babadan gelen iki kopyası var. Özellikle akraba
evliliklerinde her iki genin kopyası da bozuk olunca bu hastalıklar ortaya çıkıyor. Türkiye’de de akraba evlilikleri çok yaygın olduğu için bu genetiğe bağlı bozukluklar ortaya çıkıyor." şeklinde konuştu, Türkiye’deki birçok merkezle doktorlarla ortak çalışmalar yaptıklarını anlattı.
Beyin kanamalarına yol açan ve anevrizma genleri denilen 8 gen keşfettiklerini söyleyen bilim adamı, "özellikle Türkiye’de bu hastalıklara yol açan genetik hastalıkların ortaya çıkarılmasına yönelik
çalışmalarımız var. Özellikle kanserlere yol açan genetik bozuklukların ortaya
çıkarılması konusunda da çalışmalar sürüyor" dedi.
Beynin sırrını çzme konusunda "daha işin çok başındayız" diyen Günel, en büyük amaçlarından birinin, genetik teknolojileri ve genetikle ilgili bilgi birikimini Türkiye’ye getirmek olduğunu belirtti.
Günel şunları söyledi:
"5-10 sene sonra da bir hastalık gelişmeden genetik test yapılması düşünülemeyecek. Yani hepimizin genetik yapısı bilinecek. Daha doğar doğmaz bilinecek. Bebek doğduğu anda kalp hastalığı, beyin kanaması, kanser hastalığı riski belirlenebilecek ve bunlara karşı önleyici hekimlik hizmetleri verilecek.
Bilim kurgu gibi gözükse de bunu yapacak teknoloji şu anda var. Tabii bunun önündeki en büyük engel maliyetti ama maliyet son 10 senede yaklaşık 100 milyon kere düştü. O kadar hızlı düşüyor ki, yakında hepimiz için bir gerçek olacak."
"Bilgi birikiminin Türkiye’ye getirilmesi lazım"
"Bilimsel çalışmaları Türkiye’de birçok merkezle ortak olarak devam ettireceğiz. Oradaki bilgiyi burada merkezlere aktararak devam etmek, burada bir genetik merkezi kurmak ve bu merkezde çalışmaları genetik ve genomik teknolojilerle beraber büyük üniversiteler ve çok değerli bilim insanlarımızla ortaklaşa devam ettirmek istiyorum. Genetik merkezinin nerede, nasıl olacağı çok net değil. Merkezin kurulması, alıp makinelerin konulması değil. Bilgi birikiminin Türkiye’ye getirilmesi lazım. Türkiye’nin bu teknoloji gelişimine girmesine gerek yok. Fakat teknoloji geldikten sonra onu özellikle Türkiye çapında kullanabilmek, onu Türk halkına arz edebilmek ve Türkiye’nin işine yaramasını sağlamak gerekir. Bu teknoloji Türkiye’nin hizmet alanına girebilirse Türkiye ve Türkiye’ye yakın Ortadoğu ülkelerine büyük faydası olacak."

9 Aralık 2011 Cuma

Long times later...

First of all , I should say something about my different life that is changed nearly about one month from me. Espicially want to say, I have not done anything such as studying lessons, experiental datas, going out, writing in blog something and thinking good things about my life. I understood the reality of life thanks to some people who are known for around me. In fact, everything I know which is about the reality of life is so ridiculous ;) but absolutely outside the academic career.

There is a thing that want to learn about me, indeed.  I wonder that 'The Wrong is from me or others?' Unfortunately, I also don't know anything answer this question. But know this , I know myself and distinguish with other people. This is enough for me ;)

Lastly want to say, I struggle to blog and share import things in this place after this. If you talk to me, I feel so near up to you espicially people in which need everything ;)

Life is Love =) I'm with you.
Thanks for calling and talking and sharing with me to my friends.
Everything will be fine.

8 Eylül 2011 Perşembe

Orfoz, lagos kurtuldu / lüfer için kara göründü / şimdi eyleme katıl / göster gücünü

Orfoz, lagos kurtuldu / lüfer için kara göründü / şimdi eyleme katıl / göster gücünü: “Seninki kaç santim?” kampanyasına 600 bin kişinin verdiği destekle lagos ve orfozu kurtardık. Sıra diğer türleri kurtarmakta!
Denizlerimizin ve balıkların geleceği için, iş işten geçmeden, daha fazla ertelemeden, hemen şimdi eyleme katıl.

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Kan Kanserinde Büyük Devrim


Kan kanseri tedavisinde 'seri katil' umudu...

Pennsylvania Üniversitesi’nden araştırmacılar lösemi yani kan kanserini başarılı şekilde tedavi ettiklerini açıkladı. Uzmanlara göre lösemi hastalarına genleri değiştirilmiş bağışıklık sistemi hücreleri enjekte edilmesiyle uygulanan bu tedavi yöntemi, tıpta büyük bir devrim.


Pennsylvania Üniversitesi Abramson Kanser Merkezi’nden uzmanlar son 20 yıldır kronik limfosit lösemi hastalarından alınan kan hücrelerini kanseri yok etmekte kullanmak için uğraşıyor. Tedavi kapsamında hastaların kanından alınan T hücreleri genetik olarak değiştirilip hastalara enjekte ediliyor. Genetik yapısı değiştirilen hücrelerin kanser hücrelerini izleyip yok etmede o kadar etkili olduğu görüldü ki uzmanlar bu hücrelere ‘seri katil’ adını taktı.
Voice of America'nın haberine göre, araştırmanın başyazarı Doktor Carl June, çok başarılı sonuç aldıklarını söylüyor: “Deneme aşaması en yüksek beklentilerimizin çok ötesinde başarı sağladı. Deneye katılan her üç hastada da tümöre karşı çok ciddi tepki görüldü. Üç hastada da çok sayıda lösemili hücre temizlendi.”
Klinik deneylerde her üç hasta da ileri derecede kan kanseriydi. Geleneksel tedavi yöntemi seçenekleri son derece azdı. Genetik uzmanları, bu klinik deneylerde ilk kez hastalara enjekte edilen T hücrelerinin altı ay sonra bile kanserli hücreleri avlayabildiğini söylüyor.

KEMOTERAPİYE BENZEMİYOR 
Bruce Levine araştırmaya katılan uzmanlardan: “Bu tedavi yöntemi, sürekli tekrar gerektiren antikor tedavisi ya da kemoterapiye benzemiyor. Geliştirilen yöntem, bir ilaç. Genetiği değiştirilmiş hücreler, tümörleri parçalayıp öldürüyor.”
Amerikan Kanser Derneği’ne göre araştırma heyecan verici, ancak T hücresi terapisiyle ilgili işe daha fazla araştırma gerekiyor.
ZARARLI DA OLABİLİR 
Amerikan Kanser Derneği'nden Dr. Len Lichetenfeld, “Genetiği değiştirilmiş hücrelerin bir süre işe yarayabileceğini biliyoruz. Ancak zararlı da olabilirler. Bu nedenle yöntemin kronik limfosit lösemi hastalarında kullanılabileceğini söylemek için daha çok araştırma gerekiyor” diyor.
Klinik deneye katılan üç hastadan ikisi kanserden tamamen temizlenmiş durumda, birinin durumuysa giderek düzeliyor. Ancak terapinin yüksek ateş, kalp atışlarında düzensizlik ve nefessiz kalma gibi yan etkileri olabilir. Uzmanlar ayrıca kanser belirtileri görülmeyen zaman aralığı yani remisyon döneminin ne kadar süreceğini de inceliyor.

28 Ağustos 2011 Pazar

İşte genetik bir faktör daha !


Miyomun Nedeni Bulundu

Finlandiyalı bilim insanları, birçok kadında görülen miyomların genetik mutasyon olduğunu saptadı.

Sonuçları Science dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, iyi huylu rahim tümörleri olan ve 45 yaşına kadarkadınların yarısından fazlasında görülebilen miyomlarda MED12 geni mutasyona uğruyor.

Helsinki Üniversitesi bilim adamlarının Lauri Altonen başkanlığında yürüttükleri araştırmada, 80 miyom vakasının yüzde 70'inde MED12 geninin değişime uğradığı görüldü.



MED12 geni, DNA'nın RNA'ya çevrilmesi sırasında önemli rol oynuyor.

Bilim insanları, araştırma sonuçlarının, miyomların oluşumu konusunun aydınlatılması açısından önemli bir adım olduğunu, ancak miyomlara karşı tedavilerin geliştirilmesine daha çok mesafe alınması gerektiğini kaydetti. 

Kaynak: Medyarazzi

7 Haziran 2011 Salı

Biyomühendisler istihdam istiyor (!)

TMMOB’ye bağlı Kimya Mühendisleri Odası’nda örgütlenen Biyomühendisler, istihdam yaratacak düzenlemeler istiyorlar 



Türkiye’de ilk defa 2000 yılında Ege Üniversitesi’nde açılan biyomühendislik bölümü ilk mezunlarını 2004 yılında verdi ve daha sonra birçok biyomühendislik bölümü açıldı. Biyomühendis sayısı hızla artarken, biyomühendislerin istihdamına yönelik herhangi bir düzenleme yapılmadı. Hatta bakanlıklar tarafından istihdam edilecek personellere ait niteliklerin tanımlandığı bölümlerde biyomühendisler 10 yıldır yer almadı. 




Aldıkları eğitime rağmen kendi alanlarında istihdam edilmediklerini belirten biyomühendisler, durumun düzeltilmesi talebiyle ilgili bakanlıklara yazdığı yazılara da yanıt gelmediğini ifade etti. Biyomühendisler 12 Haziran seçimlerine dair, istihdamlarına yönelik düzenlemelerin hayata geçirilmesini talep etti. 

6 Haziran 2011 Pazartesi

Tübitak Lisans Proje Başvurusu

Lisans döneminde okurken diğer yandan proje yapılabilir mi acaba düşüncesiyle yola çıktım tabi ilk olarak. Aklımdan geçen bir kaç fikirle çok değerli hocam Doç. Dr. Dilek Turgut- Balık'a gittiğimde ise beni hiç kırmadan desteklemesi ve yardımlarıyla Tübitak için başvuruyu son gün yetiştirdik. 

Geçen hafta açıklanan listeyi incelediğimde ise bizim gönderdiğimiz projeninde onaylandığını ve desteklendiğini görünce çok büyük sevinç yaşadım. Çünkü, YTÜ Biyomühendislik Bölümünde ilk defa bir öğrenci Tübitak'a proje göndermişti ve bu proje onaylanmıştı. Daha ne diyebilirim ki...

Emeği geçen herkese, destek olan herkese çok teşekkür ederim. 

(Başvuru hikayesini bir ara uzun uzun yazacağım ki roman olur zaten :D )

TÜBİTAK Proje Listesi için tıklyınız.
---- Türk Epilepsi hastalarında Potasyum Kanal Geni (hERG)nin araştırılması ve hastalığa yatkınlık faktörü olabileceğinin değerlendirilmesi ----

27 Mayıs 2011 Cuma

Ve Mutluluk Geni Açıklandı ...



'5-HTT' geninin uzun versiyonuna sahip olanlar doğuştan mutlu...


İngiltere'de yapılan bir araştırma, mutlu bir yaşamın genetik şifresini ortaya koydu. 
      
İngiliz Independent gazetesinin internet sitesinde yayımlanan haberde, araştırmanın, 5-HTT adlı genin uzun versiyonuna sahip kişilerin, mutlu doğduklarını ve yaşamlarından daha memnun olduklarını gösterdiği belirtildi.       
Araştırmayı yapan ekibin lideri, London School of Economics'te davranışsal ekonomi uzmanı olan Jan-Emmanual De Neve, insanların, 5 ile 10 yılda genomlarını okuyabileceklerini belirterek, böylece bardağın boş tarafını görmelerinin, kalıtımsal olduğunun farkına varabileceklerini kaydetti.


Beyindeki serotonin hormonunu düzenleyen 5-HTT geniyle ilgili olarak 2009 yılında yapılan bir araştırmada da bu genin uzun versiyonuna sahip insanların bilinçaltında negatif görüntülerden kaçınma ve pozitif olanları seçme eğiliminde olduklarını ortaya koymuştu.        
Sonuçları "Journal of Human Genetics" dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde 20'li yaşlarındaki 2 bin 500 yetişkine, yaşamlarından mutlu olup olmadıkları soruldu. Genin iki uzun versiyonuna sahip olanlar, diğerlerinden yüzde 17 daha fazla hayatlarından çok memnun olduklarını söyledi.

Kaynak : bilim.org

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Şizofreni genetik mi çevresel mi ?

''Şizofrenide Gen-Çevre Etkileşimi (EU-GEI) Projesi'' kapsamında yapılacak üç yıllık çalışma ile şizofrenin genetik mi yoksa çevresel faktörlerle mi geliştiği belirlenecek.


AB projesi kapsamında 13 ülke ile birlikte yürütülecek ''Şizofrenide Gen-Çevre Etkileşimi (EU-GEI) Projesi'' kapsamında yapılacak üç yıllık çalışma ile şizofrenin genetik mi yoksa çevresel faktörlerle mi geliştiği belirlenecek.
Hollanda, Almanya, Hırvatistan, İspanya'nın bulunduğu iş paketinin Türkiye liderliğinde, ''Şizofreniye yatkınlık ve hastalık şiddeti'' araştırılacak. Araştırmaya, Türkiye'den yaklaşık bin şizofreni hastası ve aynı sayıda şizofreni hastasının kardeşi ve sağlıklı kişi dahil edilecek.



Şizofreni hastalarının genetik incelemelerinin de yapıldığı araştırmada, hastalardan alınan kan örneklerinden akyuvar hücreleri ayrıştırılacak ve özel bir işlemle ölümsüzleştirilerek, Ankara Üniversitesi (AÜ) Beyin Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Hücre Serisi Biyobankası'nda saklanacak. Türkiye'deki tüm araştırmacılar için sınırsız bir kaynak niteliği taşıyacak bu örnekler, ilerleyen araştırmalarda kullanılabilecek.
Araştırma ile şizofreninin sebepleri, tanısı ve tedavisi ile ilgili önemli ilerlemelere yol açması öngörülüyor.
Projenin Türkiye koordinatörlüğünü AÜ Tıp Fakültesi Öğretim üyeleri Prof. Dr. Cem Atbaşoğlu ile Doç. Dr. Meram Can Saka yürütecek. 

18 Mayıs 2011 Çarşamba

YILDIZ BİYOMÜHENDİSLİK GÜNLERİ


Bu yıl ilki düzenlenen Yıldız Biyomühendislik Günleri'nde çok yönlü tartışılan konularla biyük ilgi gördü.

27 Şubat 2011 Pazar

The one of the most important metabolism reaction that is so complex..

TÜRK ARAŞTIRMACIYA ÖDÜL

New York’taki Albert Einstein Tıp Fakültesi Genetik Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ertuğrul Özbudak, embriyon gelişimi sırasında meydana gelen omurga bozukluklarının genetik sebeplerine yönelik araştırması ile 2011 yılı Alfred P. Sloan Vakfı Araştırma Bursu’nu kazandı.

Bugüne kadar bu çok özel bursu kazananlardan tam 38 tanesi, Nobel Ödülü’nün de sahibi oldu.
Alfred P. Sloan Vakfı, 1955 yılından beri her yıl, A.B.D. ve Kanada’da Kimya, Bilgisayar Mühendisliği, Ekonomi, Matematik, Moleküler Biyoloji gibi alanlarda araştırmalar yapan öğretim üyelerine burs veriyor. Bu çok özel bursu kazanan öğretim üyelerinden 38 tanesinin sonraki yıllarda Nobel Ödülü’nü de alması bursun önemini daha da ortaya çıkarıyor.

54 üniversiteden 118 kişi yarışıyor
Yrd. Doç. Dr. Ertuğrul Özbudak, Yeshiva Üniversitesi’ne bağlı Albert Einstein Tıp Fakültesi’nden şimdiye kadar moleküler biyoloji alanında bu bursa layık görülen dördüncü araştırmacı. Bu yıl 54 farklı üniversiteden 118 öğretim üyesine verilecek olan 50’şer bin dolarlık Alfred P. Sloan Vakfı Araştırma Bursu kazananlardan biri olan Özbudak, moleküler biyoloji dalında yarışan 12 araştırmacı arasında. Vakıf, gelecek hafta tüm kategorilerden ödül alan öğretim üyelerini New York Times Gazetesi’nde duyuracak.

Her bin çocuktan 5’inde görülüyor
Ünlü bilim adamı Albert Einstein’ın desteği ile kurulan ve onun adını taşıyan Yeshiva Üniversitesi’ne bağlı Tıp Fakültesi’nde çalışmalarını devam ettiren Özbudak, şu açıklamayı yaptı: “Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü’ne göre, doğan her bin çocuktan beşinde az ya da çok omurga bozukluğu var. Yaşlandıkça, doğal olarak, bu oran artıyor. Fizik tedavi ile geçici rahatlık sağlanabilir fakat rahatsızlık bu tedaviyle tam ve kalıcı olarak çözülmez. Bu bozukluklara sebep olan gen mutasyonlarının bulunması çok önemli. Benim çalışmalarım da bu yönde.”

HABER : INBİOX Türkiye

26 Şubat 2011 Cumartesi

... & Ben.



Benim için en önemli ve verimli olduğu şu günleri çok güzel bir şekilde atlatmak için kendime biraz daha çeki düzen vermem lazım. Özellikle son sınıfa yaklaşmış olmanın vermiş olduğu heyecan ve bununla birlikte gelen korku etrafımı dört bir şekilde sarmış durumda. Bunun yanısıra, yapmak istediğim bazı önemli işlerinde bu zamana denk gelmesinin yanında çalışıyor olmanın da vermiş olduğu 'hayatın hızlı akma' durumu beni bir hayli yoruyor olsada en çok istediğim şey tüm bunların sonunda istediklerime kavuşup mutlu olmam tabiki.

Bu yorucu tempoyu bir nebze olsa hafifletmek için yanımda olan ve bana destek veren öyle güzel insanlar var ki, bu kişilerin sayesinde yorulmayı unutup dahası kendime daha da çok güvenim geliyor. Benden birşeyler beklemenin dışında, senin daha iyisini yapabileceğini söyleyerek kendime önemli ölçüde  inanç ve güven katmamı sağlıyorlar.
                           

Bu durumun bana ayrıca kazandırdığı bir tecrübe varki o da şu- insan en başında arkadaşlarını çok doru bir şekilde seçmelidir... Hayatın akışında 'arkadaş' dediğin insanlarla o kadar çok vakit geçiriyorsun ki bir süre sonra görüşmesen bile onların seni aynı şekilde düşünerek yanında olması ve arayıp sorup destek olması 'arkadaş'lığın öneminin çok büyük olduğunu gösteriyor. 
Bir süre sonra baktığında ise tüm 'arkadaş' dediğin insanların bu şekilde olmaması insana üzüntü verse de ^^kalıcı^^ arkadaşlık  mutlu ediyor insanı...

Bu güne kadar benim yanımda bana özellikle verdikleri destekle beni çok mutlu eden aileme, ve kalıcı 'arkadaş' olarak gördüğüm yakın dostlarıma söyleyecek söz bulamıyorum...

İYİ Kİ VARSINIZ.

sen mi? , ben mi? , GEN mi ...

sen mi? , ben mi? , GEN mi ...
%1lik fark olsada... ne denebilir ki?

Followers

Flickr